Erich Auerbach Türkçede!

Remzi Kitap, Aralık 2010


Nasyonel Sosyalistlerin 31 Ocak 1933 günü Almanya’da iktidara gelmesinden üç ay on gün sonra, “Gayri Alman Ruha Karşı Tezler” kampanyasının bir parçası olarak çeşitli üniversitelerde kitap yakma törenleri düzenlenir. Göttingen Üniversitesi’ndeki törenin açılış konuşmasını, 1951-57 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde görev yapan Alman filolog ve Nazi Gerhard Fricke (1901-1980) yapar. Ancak İstanbul Üniversitesi, Fricke’den önce başka bir akademisyeni daha misafir etmiştir: 1935 yılında, Nürnberg Ari Irk Yasaları gereğince Malburg Üniversitesi’ndeki bölüm başkanlığı görevinden alınan, çünkü laik ve aydın bir Yahudi aileye mensup Erich Auerbach’ı.

Erich Auerbach (1892-1957), 1936 yılında İstanbul Üniversitesi’nde kurulan Romanoloji Bölümü’nde görev yapmak üzere bir çağrı alır. Aynı yıl, bir Yahudi mülteci olarak İstanbul’a yerleşir. Üniversitede görev yaptığı on bir yıl boyunca Almanca, İngilizce ve Fransızca öğretmenlerinin yetiştirildiği dil enstitüsünün yöneticiliğini yapar, eski diller bölümünün öğretim kadrosunda yer alır, çok sayıda deneme, inceleme ve makale yayımlar, Minâ Urgan, Safinaz Duruman, Fikret Elpe, Şara Sayın gibi akademisyenlerin yetişmesine katkıda bulunur ve dünya çapında ünlü eseri Mimesis: The Representation of Reality in Western Literature’ı (Mimesis: Batı Edebiyatında Gerçekçiliğin Temsili) yazar. 1947 yılında Amerika’ya göç eder ve sırasıyla Pennsylvania Eyalet Üniversitesi, Princeton Üniversitesi ve Yale Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak bulunur. Fredric Jameson, Yale Üniversitesi’ndeki doktorasını Auerbach’ın danışmanlığında yapmıştır.

Auerbach 13 Ekim 1957’de Wallingford’da öldüğünde, ardında, edebiyat eleştirisi alanında son derece saygın üç eser bırakmıştır. 1946 yılında Almanca olarak yayımlanan “Mimesis,” sırasıyla, İspanyolcaya, İngilizceye, İtalyancaya, İbraniceye, Dancaya, Romenceye, Fransızcaya, Lehceye, Sırpçaya, Japoncaya, Portekizceye, Rusçaya, Hollandacaya, İsveççeye, Norveççeye, Litvancaya, Hırvatçaya ve Yunancaya çevrilmiştir. Ancak ne “Mimesis” ne de Auerbach’ın diğer eserleri Türkçeye hâlâ çevrilmemiştir.

Metis Seçkileri dizisinde yayımlanan Yabanın Tuzlu Ekmeği, çok sayıda makalesini ve en önemli eseri Mimesis’i Türkiye’de yazmış olan Auerbach’ı Türkçe okuma isteğimizi biraz olsun karşıladığı için bizi çok sevindirdi. Kitabı yayıma hazırlayan Martin Vialon’un kapsamlı sunuş yazısı, Auerbach’ın özellikle İstanbul yıllarını mercek altına alan bir biyografinin yanı sıra, Auerbach’ın Dante ve Vico yorumları, Mimesis’i önceleyen ve modern gerçekçiliğe ilişkin ilk yazıları ve Auerbach ile edebiyat tarihçisi, filolog Krauss arasındaki yöntem tartışması  üzerine birer inceleme içeriyor. Seçkide Auerbach’ın on dört yazısı ve aralarında Walter Benjamin’in de bulunduğu bazı arkadaşlarına İstanbul’dan yazdığı beş adet mektup bulunuyor.  

                                                                       *

Mimesis, Avrupa edebiyatında gündelik hayatın temsili üzerine oldukça kapsamlı bir çalışmadır. Eski Yunan’dan ortaçağa, rönesanstan  aydınlanmaya ve yirminci yüzyıla uzanan çok geniş bir yelpazede Petronius, Tacitus, Chretien de Troyes, Dante, Boccaccio, Montaigne, Rabelais, Shakespeare, Cervantes, Molière, Racine, Voltaire, Stendhal, Balzac, Flaubert, Zola, Proust ve Woolf gibi yazarların metinlerini yorumbilimsel yöntemle ve bu metinleri olası kılan tarihsel koşulları göz önünde tutarak inceler. Bugün bize fazlasıyla geniş gelen bu kapsam, edebiyat eleştirisinde geleneksel filolojik yaklaşımların sınırları üzerine de ister istemez düşündürüyor okuru. Auerbach’ın, bu geleneğin son temsilcilerinden olduğunu, ancak Edward Said’in de yeri geldikçe dillendirdiği gibi, bu geleneğin son derece donanımlı, duyarlı ve başarılı temsilcilerinden biri olduğunu unutmamak gerekiyor.

Elimizdeki seçkide yer alan yazılar, Mimesis’de çok daha kapsamlı bir biçimde ele alınan “gündelik hayatın temsili” ve “modern gerçekçilik” gibi kavramların temel açılımlarını ve yorumsal analizlerini içeriyor ve bu anlamda, Auerbach terminolojisine iyi bir giriş niteliği taşıyor. Flaubert’in poetikası ve Madame Bovary üzerine bir inceleme olan “Gündelik Olanın Ciddiyetle Taklidi Üzerine”de;  modern gerçekçiliğin kaynağını, tragedya ve komedya türleri arasındaki ayrışma ve birleşmede arayan “19. yüzyılda Avrupa’da Gerçekçilik”te; Stendhal ve Balzac’ın, gündelik olanın trajedisini yansıttıkları için ilk gerçekçiler olarak nitelendiği  “Romantizm ve Gerçekçilik”te Auerbach’ın bakışına özgü incelikleri görmek mümkün.

Auerbach, sürgün yılları boyunca, aralarında dünyaca tanınmış isimlerin de bulunduğu çok sayıda arkadaşıyla mektuplaşmış ve ardında 450 mektupluk bir külliyat bırakmış.[1] İşte, seçkinin belki de en ilgi çekici bölümü,  kitabın en sonunda yer alan beş “seçilmiş” mektup. Auerbach, “bilimsel açıdan ilkel,” ama “insani ve siyasi açıdan [...] ilginç” olan bu ülkenin “sevimsiz ve teklifsiz” şehri İstanbul’da, oldukça sınırlı kütüphane olanaklarından muzdarip bir akademisyen, oğlunun aldığı eğitimin yetersizliğinden endişe duyan bir baba, dünyanın kim bilir neresine sürülmüş arkadaşlarından haber almaya çalışan bir dost ve ağzında, yabanın tuzlu ekmeğinin tadıyla hem hayatta hem ayakta kalmaya çalışan bir düşünür olarak karşımıza çıkıyor bu mektuplarda.

                                                                       *

Seçkinin kederli adı nereden mi geliyor? İlahi Komedya’nın Cennet bölümünün on yedinci kantosunda, Yahudilerin Babil sürgünü sırasında yediği tuzlu ekmeğe gönderme yapan 58-61 nolu dizelerden:

            “Başkasının ekmeğinin ne denli tuzlu,
            başkasının merdiveninden çıkmanın
            ne denli zor olduğunu göreceksin.”[2]

Auerbach gibi Dante üzerine uzun uzadıya çalışmış sürgün bir eleştirmenin yazılarından oluşan bir seçki için düşünülebilecek en duyarlı başlıklardan biri bu sanki. 


[1] Yard. Doç. Dr. Martin Vialon’un, İstanbul Goethe Enstitüsü tarafından Alman Dil ve Edebiyat Akademisi işbirliğiyle düzenlenen ve Sürgün – Edebiyat – Kültürün Bugünü başlıklı konferansta sunduğu Erich Auerbach’ın Türkiye Sürgününden Mektuplar” adlı bildirisinden aktarılmıştır. 
[2] Dante Alighieri, İlahi Komedya, Çev. Rekin Teksoy, (İstanbul: Oğlak Yayınları, 1998), s. 675.   

0 yorum:

Yorum Gönder